Alkalen Reflü Gastrit Tedavisi


Reflü asit kaynaklı olduğunda, doktor belirtiler hakkındaki bilgilerin sayesinde hastalığı kolaylıkla teşhis edebilmektedir, ancak, bu durum safra reflüsü için geçerli değildir. Asit ve safra reflüsü arasındaki ayrımı yapmak zor olabilmektedir ve genellikle bazı testlerin yapılması gerekmektedir. Ayrıca, yemek borusu ve midedeki hasarların yanı sıra, kanser öncesi değişiklikler olup olmadığını kontrol etmek için de testler yapılması muhtemeldir. (1)

Doktorun, safra reflüsü teşhisi koymak için uygulayabileceği test seçenekleri arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Endoskopi: Endoskopik inceleme, mide ve yemek borusundaki, peptik ülser veya herhangi bir iltihaplanmanın varlığını ortaya koymaktadır. Bu işlem sırasında, bir endoskop (kamera) ve ince, esnek bir tüp kullanılmaktadır.
  • Yemek borusu direnci testi: Bu test sırasında, yemek borusundan sıvı ve gazın geri akışı olup olmadığı belirlenmektedir. Testi uygulamak için bir kateter ve yemek borusuna yerleştirilen bir sonda kullanılmaktadır.
  • Ambulatuvar asit testleri: Ambulatuvar asit testleri özofagusta görülen reflü sıklığını ve süresini belirlemek için yapılmaktadır. Testler bir kateter ve bir sonda kullanılarak gerçekleştirilmektedir. (2)

Safra Reflüsü Tedavi Yöntemleri

Alken reflü gastrit nasıl geçer? Asit reflüsü söz konusu olduğunda bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla durumu kontrol altına almak mümkün olabilmektedir. Ancak, safra reflüsü söz konusu olduğunda tedavisi biraz daha zor olabilmektedir. Safra reflüsü tedavisinde uygulanan yöntemlerin hastada ne kadar etkin olabildiği, hastanın durumuna ve hastalığın seyrine göre değişebilmektedir. (3)

İlaç Tedavisi

  • Ursodeoksikolik asit: Bu ilaç, safra akışı sağlamaya yardımcı olmaktadır. Belirtilerin sıklığını ve şiddetini de azaltabilmektedir.
  • Safra asidi bağlayıcı ilaçlar: Doktorlar sıklıkla safra dolaşımını kesen safra asidi bağlayıcılarını reçete etmektedir. Diğer yandan, yapılan çalışmalar bu ilaçların diğer tedavilere göre daha az etkili olduğunu göstermektedir. Şişkinlik gibi ciddi yan etkilere de yol açabilmektedir.
  • Proton pompa inhibitörü: Bu ilaçlar çoğunlukla, asit üretimini engellemek için reçete edilmektedir, ancak safra reflü tedavisinde ne kadar etkili olabileceği ile ilgili net kanıtlar bulunmamaktadır. (4)

Safra Reflüsü Ameliyatı

Safra reflüsü için kullanılan ilaçların belirtileri hafifletmeme ihtimali bulunmaktadır. Diğer yandan, yemek borusunda kanser gelişiminden önce olan değişikliler varsa, doktor cerrahi müdahaleyi önerebilmektedir. Bazı cerrahi türleri diğerlerine oranla daha başarılı olabilmektedir, bu nedenle artı ve eksilerini doktorunuzla dikkatli bir şekilde tartışmayı düşünmelisiniz. (5)

Ameliyat seçenleri arasında şunlar bulunmaktadır:

Diversiyon cerrahisi: Bu cerrahi türü, aynı zamanda kilo kaybı cerrahisi olarak da bilinmektedir. Pilorun (mide kapısı) kaldırılması ve daha önce mide ameliyatı geçirmiş kişiler için önerilebilmektedir. Bu prosedürün yapılması kararlaştırıldığında, cerrah, safra akışını ince bağırsaktan daha ileri derecede yeni bir bağlantı kurarak safrayı karnın dışına yönlendirmektedir.

Reflü karşıtı cerrahi (fundoplikasyon): Bu cerrahi prosedür sırasında, midenin yemek borusuna en yakın olan kısmı, alt özofageal sfinkterin etrafına sarılıp dikilmektedir. Böylece, kas güçlendirilmekte ve asit reflüsü azaltılmaktadır. Diğer yandan, bu yöntemin safra reflüsü durumunda ne kadar etkin olabileceği henüz tam olarak net değildir. (6)

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Safra reflüsünü asit reflüsü gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına almak çok mümkün olamamaktadır, ancak, diğer yandan, pek çok hasta, yaşım tarzı değişiklikleriyle safra reflüsü belirtilerini hafifletmeyi başarabildiklerini belirtmektedir.

Sigarayı bırakmak: Sigara, mide asidi üretimini arttırmaktadır. Diğer yandan, yemek borusunu korumaya yardımcı olan tükürüğü de kurutmaktadır.

Küçük öğünler yemek: Daha küçük ve daha sık yemek yemek, alt özofageal sfinkter üzerindeki basıncı hafifleterek, mide kapısının yanlış zamanda açılmasını önlemeye yardımcı olmaktadır.

Yemekten sonra dik durma: Yemekten sonra iki ile üç saat boyunca, uzanmadan ya da yatmadan beklemek sindirim süreci açısından daha doğru olacaktır.

Yağlı gıdaları sınırlandırmak: Yüksek yağlı yemekler alt özofagus sfinkterini rahatlatmakta ve gıdanın mideden ayrılma oranını yavaşlatmaktadır. (7)

Sorunlu yiyecek ve içeceklerden kaçınma: Bazı gıdalar mide asidi üretimini arttırabilmektedir. Aynı zamanda, alt özofageal sfinkterinin fazla rahatlamasına da yol açabilmektedir. Etkileri bulunan gıdalar arasında kafeinli ve karbonatlı içecekler, çikolata, narenciye ve meyve suları, sirke bazlı soslar, soğan, domates esaslı gıdalar, baharatlı gıdalar ve nane bulunmaktadır.

Alkolü sınırlandırma ya da bırakma: Alkol almak alt özofagus sfinkterini rahatlatmaktadır. Ayrıca, yemek borusunu da tahriş etmektedir.

Fazla kilonun verilmesi: Mide ekşimesi ve asit reflüsü kilo verildiği zaman ortaya kalkabilmektedir.

Yatağı kaldırma: Üst vücudun 10 ile 15 santimetre yükseltilmesi, reflü belirtilerini önlemeye yardımcı olabilmektedir. Ekstra yastık kullanmaktan basit ve etkili bir yöntemdir.

Rahatlama: Stres altındayken, sindirim yavaşlamakta ve muhtemelen reflü belirtileri kötüleşmektedir. Derin nefes alma, meditasyon veya yoga gibi rahatlama tekniklerini öğrenmek, durumun kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilmektedir. (8)

Alkalen Reflü Gastrit İçin Hangi Doktora Gidilir?

Alkalen reflü gastrit tanısı ve tedavisi için başlangıç olarak aile doktorunuzdan yardım alabilir ya da iç hastalıkları (dâhiliye) bölümüne başvurabilirsiniz. Doktorunuz gerekli görmesi durumunda, sizi sindirim bozuklukları uzmanına (gastroenterolog) sevk edebilir. (9)

Alkalen Reflü Gastrit Nedir?

Alkalen reflü gastrit, aynı zamanda safra reflü gastriti olarak da bilinmektedir. Bu gastrit türü, oniki parmak bağırsak içeriğinin devam eden bir süre boyunca karın içine geri dönmesi sonucu oluşmaktadır. Safra reflüsünün artması, mukozal hasarın temelini oluşturabilmektedir. Safra reflü gastriti iki durumda ortaya çıkabilmektedir.

Bunlar, pilor (mideden ince bağırsağın en ucundaki oniki parmak bağırsağa doğru olan geçit) ablasyonu (kesip alma) ile gastrik rezeksiyon (midenin bir kısmının çıkarılması operasyonu) ve pilor başarısızlığına bağlı olarak oluşan primer biliyer (safrayla ilgili) reflü şeklinde tanımlanmaktadır. (8)

Alkalen Reflü Gastrit Nedir? detayı için bakabilirsiniz

Alkalen Reflü Gastrit Belirtileri

Alkalen reflü gastrit başlangıcının ilk belirtisi, bazı vakalarda oldukça şiddetli de olabilen ani karın ağrısıdır. Bununla birlikte, reflünün yemek borusundan boğaza kadar gelen etkileri, hastada mide ekşimesi, bulantı ve kusmaya neden olabilmektedir. (9)

Alkalen reflü gastrit nasıl anlaşılır? Alkalen reflü gastrit belirtileri şu şekilde açıklanabilmektedir:

  • Karın ağrısı
  • Mide yanması ve mide ekşimesi
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Boğaz tahrişi ve öksürük
  • İstenmeyen kilo kaybı (10)

Daha fazla Alkalen Reflü Gastrit Belirtileri için

Alkalen Reflü Gastrit Nedenleri

Alkalen reflü gastrit neden olur? Alkalen ya da safra reflü gastriti, safra atılımındaki bozukluklar sonucu oluşmaktadır. Bu durum, motilite (devinim) bozuklukları ve sfinkterlerin (vücuttaki herhangi bir deliğin açılış veya kapanışında görev alan kas) koordinasyonsuz çalışması ile bağlantı olarak ortaya çıkabilmektedir.

Sonuç olarak, safra kanalları ve bağırsaklar üzerindeki düzen ve basınç kuvveti kalkmaktadır. Ardından durumu, pankreatik kanalların ve mide üzerindeki basıncın başarısız olmasıyla gelen refleks takip etmektedir.

Biliyer (safra ile ilgili) rahatsızlıklarının bir neticesi olarak, safra enzimleri duodenum yani oniki parmak bağırsak içerikleriyle birlikte mideye girmekte ve zamanla gastrite yol açmaktadır. (11)

Alkalen Reflü Gastrit Nedenleri detaylı bilgi için bakabilirsiniz